görmedim
 

AnalarınÖfkesi
oktay
Oktay
18 Aralık 2000
Ankara

Cezaevlerinde 19 aralık katliamı, F tipi hücrelere karşı sosyalist mahkumlarca başlatılan ölüm oruçlarının 60.günü, gece başladı. Katliam öncesi Ankara yoğun bir kampanya dönemi geçirdi. Karahaber, hücre karşıtı mücadeleyi görüntülemek için 2000 yılı aralık başında, Ankara sokaklarında kamerabaşı yaptı.Bu görüntülerin bütünü henüz videoya dönüşmedi. “Anaların Öfkesi” , 16-17-18 aralık, katliam öncesi son üç günde, ailelerin Ankara sokaklarındaki çırpınışlarını gösterir.
Ölmüm oruçlarının 53. gününde, 12 aralık öncesi, Ankara’da hücre karşıtı mücadele parçalanmaya başlamıştı. Özellikle yasal partiler, ve etki alanlarındaki kitle örgütleri, ölüm orucunun bir yöntem olarak devam etmesine karşı çıkmaya başlamışlar, ölüm orucunun bırakılması, bunun dışında başka yollarla F tipi hücrelere karşı mücadelenin devam etmesi taraftarıydılar. Bu öneri içerden destek görmedi. Bu yapılar taraftarlarını sokaktan çektiler. ÖDP’nin ölüm oruçları konusundaki bu tavrı, parti içindeki Kurtuluş çevresiyle tartışmalara yol açtı. Sanırım bu çevre daha ileriki zamanlarda, İstanbul’d operasyona karşı bağımsız eylem düzenledikleri için, parti iç tüzüğünü ihlal etmekten, ihrac kararına maruz kaldılar, ve SDP oldular.
O zamanlar, Dayı, (Dursun Karataş)’ın, Oğuzhan Müftüoğlu’na, ve diğer ÖDP/Dev-Yol ileri gelenlerine, tehdit mektubu yolladığı dilden dile yayıldı. TAYAD’ın bir önceli TİYAD idi. TİYAD’lı aileler, Ziya Gökalp Bulvarı’ndaki ÖDP il binasında, oldu bittiye getirip oturma eylemi başlattılar, bir nevi işgal ettiler. Binanın kontrolü partiden çıktı. TİYAD eylem ve etkinlikleri burdan organize etmeye başladı.
İçerdeki tutuklu ve mahkum ağırlığı nedeniyle, DHKP-C her ne kadar diger siyasi yapılarla ortak bir platform oluştursa da, işleyiş daha çok onlar tarafından kararların uygulanması şeklindeydi. Bunun üzerine TİKB, TKP-ML gibi hareketlerden tutuklu olanların yakınları, kendi eylem programlarını yapmaya başlamışlardı.
12 aralıkta, devlet, sivil faşistleri de yanına alarak hücre karşıtı eyleme saldırdı. Videoda izleyebileceğiniz gibi, ÖDP binasına zorla girildi. TİYAD’lı aileler sivil faşistlerin tekmeleri, küfürleri eşliğinde gözaltına alındı. Operasyona bir hafta kalmıştı ve bu kanlı operasyon öncesi, sokakların temizlenmesi, her türlü dış desteğin kesilmesi gerekiyordu. Gözaltından çıkan aileleri hiç bir parti, kuruluş kabul etmedi. Yanlış hatırlamıyorsam, o zaman belki SİP idi, şimdiki TKP, geçici olarak misafir etti. Ben o binada video çekmiştim, gelecek zamanlarda izleyebilirsiniz. Bu durum Özgürlük.org’da şöyle ifade edilmiş.
“Sahneyi hatırlatalım. 11 Aralık 2000; iktidar, saldırı kararı almıştır. Tutsak yakınlarının Kızılay’daki eylemine polis vahşice saldırır. Ardından sivil faşistler de katılır saldırıya. Saldırıdan kurtulabilen kimileri açlık grevinde olan tutsak yakınları, devrimci, en azından demokrat olarak bildikleri parti ve kurumların kapısına giderler. SİP’inden ÖDP’sine, hiçbirisinin kapısı açılmaz 60-70 yaşındaki tutsak yakınlarına. Polis, sivil faşist saldırısı altında bırakılırlar öylece. 2000’e yakın kitle, Kızılay’ın ortasında, kendisine devrimci, dayanışmacı, şu bu diyen bu partileri yuhlar. Yuuuh çekilir bunların devrimciliğine de, dayanışmacılığına da.
Kızılay’ı düşünün; böyle bir devrimcilik olur mu? Bunlar mı halkı savunacak, bunlar mı yönetecek? Bunlar kim, halkın mücadelesine önderlik etmek kim? Türkiye’de (Aydınlık dahil) hiç bir örgüt bu hale düşmemiştir. Daha ortada katliam da yoktu. Alel acele, sokağa çıkmayı yasakladılar partilerine; binalarındaki tutsak yakınlarını dışarı atma kararı aldılar. Yetmedi; kendi içlerinde bu politikaya karşı çıkanları tasfiyeye başladılar. Katliamdan sonra mı? Artık burunlarını bile kapıdan uzatacak halleri yoktu. Ya insanların katledilmesi, ya onların devrimciliği, dayanışmacılığı? Ne önemi var; aslolan yaşamaktır; hem de bir daha asla hapishanelere düşmeden. Aslolan düzen içi yaşamlarını sürdürebilmektir. Politika denilen şey de buna göre biçimlenmelidir!” (Vatan online)

Genelkurmay, Baykal CHP’sinin onayını alınmış, Karayalçın, Fikri sağlar ve M.Moğultay’ın, operasyonun yapılmaması için Genelkurmay’a yaptıkları son ricaya ise sadece şaşırmıştı. Sosyalist solun geniş bir kesimi de haydi diyelim ki tarafsızlaşmıştı. Ölüm orucundaki devrmci yapılar ise en azından ikiye bölünmüştü. Bazı aydınlardan oluşan arabulucalarla göstermelik  görüşmeler yapılıyor, DSP/MHP hükümeti tutukluları sadece oyalıyordu.
12 aralık saldırısından sonra, her akşam Yüksel Caddesi’ne yapılan meşaleli yürüyüşlere katılım son derece azaldı. 60. gün, Adalet bakanı tutuklu yakınlarına görüşme için randevu vermedi, gece, Ziyagökalp’te yapılan miting, operasyon öncesi son miting oldu.
 

 

 
Get the Flash Player to see this player.
 

yukarı

 

a n k a r a